harbiye
İSTANBUL'DAN GİDİŞ
İstanbul'dan yola çıkıp

İstanbul - Ankara otobanını kullanmak.
Sonra da Konya üzerinden Adana'ya inmek. Konya Ovası'nda dümdüz yolda giderken

aşırı hız yapmamaya özen gösterin. Çünkü ilçe giriş çıkışlarında mutlaka radarlar yer alıyor. Ve para cezaları eskisi gibi değil. Kimsenin de gözünün yaşına bakmıyorlar.
Adana'ya gelince de Antakya'ya kadar otobanı kullanıp keyifle yolculuk yapabilirsiniz. Antakya'ya geldikten sonra gerisi kolay. Şehir merkezinden 6 kilometre uzaklıkta bulunan Harbiye için yön gösteren tabelaları takip etmeniz yeterli.
ANKARA
Ankara'dan ise

sizi harbiye'ye ulaştıracak...
İZMİR'DEN GELENLER
İzmir'den geliş ise biraz uzun ve zahmetli. En ideali

İzmir'den Tavşanlı - Uşak - Afyon - Konya güzergahını izlemek.
Daha sonra da İstanbul ve Ankara'dan gelenlerin yaptığı gibi Adana'ya inip Hatay'a gitmek.
İzmir - Hatay yolu

1088 kilometre.
ALTERNATİF YOL!
Eğer "gezmeyi severim

hem çevre inanılmaz güzellikte.
Eğer araç tutmuyor ve doğayı hissetmek istiyorsanız bu yolu kullanın.
HARBİYE'DE MUTLAKA YAPIN!
Şelalere gidin! Yayladağı'ndan aşağıya vadiye akan sular içinde kurulan masalarda oturun. Sandalyelerden ayaklarınızı sulara sokup serinleyin.
Şelalelerde demli çay için!
Boğaziçi Restoran'da

künefenin tadına mutlaka bakın.
Yılmaz İpek'ten erkekseniz kendinize yüzde 100 ipek kravat ya da gömleklik

bayansanız ipek şal ya da elbiselik alın.
Defne yağı ve sabununu unutmayın.
YOLDA NEREDE YEMEK YİYECEKSİNİZ!
AFYON'DA CUMHURİYET SUCUKLARI!
Yol boyunca yemek molası verecek çok yer var mutlaka. Ama İzmir'den geliyorsanız Afyon'da Cumhuriyet Sucukları'nda durmamazlık etmeyin. Burada özellikle tesisin asıl bölümünde yapılan sucuklu yumurtayı yiyip

vişneli ekmek kadayığının tadına mutlaka bakın.
MERSİN'DE TANTUNİ!
Mersin'deyse Tantuni için mutlaka

servis nasıl yapılırmış görün. Öyle lüks bir lokanta değil. İçi fayanslarla döşeli tertemiz bir lokanta.
Mersinliler'in ve bilenlerin uğramadan geçmediği bu lezzet durağının daha kapısından içeri girer girmez bir garson sizinle ilgilenirken diğeri hemen masanızı hazırlıyor. Servisler açılıyor. Otlar masaya konuluyor. İçeceğiniz hemen önünüze geliyor. Sonra da ekmek içi mi yoksa "Açık ekmeğe" mi

lavaşa mı tantuni istediğiniz soruluyor.
Garsonlar yıldırım hızıyla masalar arasında dolaşıp istediklerinizi getiriyor. Elinizdeki tantuniyi bitirmeye yakın garson hemen ikincisini isteyip istemediğini soruyor.
Kısacası Mersin'e yolunuz düştüyse mutlaka uğrayın!
SERTAVUL GEÇİDİ VE KÖZDE SARIMSAK...
Eğer yolunuz Konya - Karaman - Silifke üzerinden geçiyorsa

Mut'a 38 kilometre kala Shell benzin istasyonun hemen yanında bulunan Veli Yılmaz'ın işlettiği Sertavul Et Lokantası'nda mutlaka mola verin.
Burada yanık yoğurdu

soğan ve biberleri afiyetle mutla yiyin.
Bu arada üzümden yapılan helvanın ağızda dağılan tadına bakmadan masadan kalkmayın. Göreceksiniz. Yol belki sizi yoracak ama burada vereceğiniz mola ve yedikleriniz

bütün hepsine değdiğini gösterecek.
Harbiye'de kalmak için çeşitli alternatifler var. Hemen her bütçeye uygun tesisler yapılmış. Harbiye

resmi geçit yapıyor.
Harbiye'de kalınabilecek yerlerin başında

ana cadde üzerinde yer alan Büyük Özcihan Hotel'i ilk tercihlerden biri olabilir.
Sabah kahvaltısında açık büfe olarak istediğini yeme içme şansınız var.
En önemlisi de sabahları kendi yaptıkları demli çayları müşterilerine de ikram etmeleri. Ayrıca poşet çaylar da veriyorlar.
Bir başka adres ise Harbiye içinde

Hotel Çınar.
Öğretmen emeklisi sahibinin yeniden elden geçirerek daha kaliteli hale getirdiği Hotel Çınar

televizyonlu ve klimalı odalarıyla müşterilerine aile ortamında hizmet veriyor.
HARBİYE

LEZZET DURAĞI...
Harbiye'ye gidince hem görülecek yerler açısından hem de yemek yenilecek yerlerin fazlalığı yönünden

kimi ufak işletmeler. O nedenle hizmet bakımından fazla beklentiniz yoksa buraları tercih edebilirsiniz.
Ancak Harbiye'ye kadar gidip de

ama mutlaka bakın.
Bu lokantanın diğerlerinden ne farkı var ki bu kadar tavsiye ediyorsanız diyorsanız

gidince ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Her şeyden önce lokanta

ağaçların gölgesinde yer alıyor. Bahçe içinde ayrıca suni havuz öğlen saatlerinden itibaren açık tutuluyor.
Bu şekilde havuzun suyunun verdiği serinlik

öğlen sıcağında yemek yiyenlerin rahatlamasını sağlıyor.
En önemlisi ise

üzerinden akan suyla serinliyor. Altında oturanlar da keyifle yemeklerini yiyorlar.
GELELİM YEMEKLERE...
Boğaziçi'ne gittiğinizde şanslı gününüzdeyseniz

ne yiyeceğinizi düşünmenize bile gerek yok.
Necat

sanki kendi evindeymiş gibi davranıyor.
Onlara yemekleri keyifle öneriyor

servis yapıyor. Sunuyor.
İsterseniz hem yöreyle hem yemeklerle ilgili bilgi veriyor. Yani yok yok. Sohbeti rahatsız edici değil keyifli..
Masanıza ne geleceğini ona bırakın. Size de sadece yemek kalsın. Onun seçimiyle masa öyle bir donanıyor ki

neyi nasıl yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Gelen mezelerin arasında neler yok ki!
Onun önereceği içli Köfte

patlıcan salatası; ama kömürde közlenmiş patlıcan ile yapılanı gibi mezeleri hiç düşünmeden kabul edin.
Ama unutmayın. Bu lokantadaki porsiyonlar

büyük şehirlere göre iki misli büyüklükte. O nedenle masanıza dizilen hemen her şeyi yiyeyim demeyin. Yoksa mide fesadına uğrarsınız.
Eğer yemeklerin lezzetinden hepsini yerseniz yola devam etmeden önce

şelalelere inin. Orada gezin biraz. Yemeklerinizi eritin. Yoksa bizim başımıza gelen sizin de başınıza gelir.
Harbiye'den sonra

akşam yemeğini ancak gece saat 22.00'de yemeye cesaret edebildim. Amabu çaba da boşa gitti.
Özlemle gittiğim Yüzbaşılar Kebapçısı'nda

aradan 7 saat geçmesine rağmen eritememiştim!
Masanıza gelen yiyecekler arasında neler yok ki!
İNEBOLUİnebolu genel görünüm...
Kastamonu'dan ise

aracınızı dikkatli sürün.
OTOBÜS
Kendi aracınız yoksa

otobüs ve minübüs seferleriyle İnebolu'ya ulaşabilirsiniz.
İnebolu'da kalacak yerler sınırlı. Kalacak tesislerin başında sahilde bulunan Yakamoz Dinlenme Tesisleri geliyor. Burası daha önce belediye tarafından işletiliyormuş. Motel

10 ahşap ev var. 20 tane de Ytong evden oluşuyor. Tesisin en büyük özelliği denize sıfır konumda olması.Yüzme havuzu da var.
]Pembe Köşk'ün dış görünüşü bile görkemli.
Denize sıfır olmasına rağmen

yüzme havuzu tercih ediliyor. Ytong evlerde mutfak var. Sıcak su sürekli akıyor.
Bungolovlar ise kalacak yerler ranza sistemli.Motel bölümünde ise çift kişilik ve suit olan yerler bile var. Tüm odalar deniz görüyor.
Deniz kıyısında bulunan çardak altı ise bir başka güzellik sunuyor güneş doğarken ve batarken burada oturanlara...
İnebolu'nun Karadeniz'de çok az yerde bulunan bir özelliği var.
Güneş denizden doğup denize batıyor...
Bu Karadeniz'de bir de Cide'de olan bir özellik.
ÖĞRETMEN EVİ...
İnebolu'da kalınacak diğer bir yer ise Karadeniz sahili boyunca bir çok şehirde bulunan Öğretmen Evi dinlenme tesisleri...
Burası sahilde yer alıyor. Modern bir tesis... Güzel bir yemek salonu var. Fiyatları da uygun.
Temiz odalarıyla rahatlıkla burada da kalabilirsiniz...
Kastamonu ve yöresinde tadılacak yenilecek yöresel yiyeceklerin başında etli ekmek geliyor. Ama bu Konya ve civarından bildiğimiz etli ekmek gibi değil. Etli ekmeği tatmak için de gidebileceğiniz en iyi yer

mahallede babaannesinden kalan bahçe içindeki evi restore ederek burayı açmış...
Daha cafenin bulunduğu mahalleye çıkarken yerin güzelliğini tahmin edebiliyorsunuz. Tamamen doğal bir ortamda yer alan cafede Lütfiye Hanım

kıymalı ve peynirli etli ekmek yapıyor. İçtiğiniz ayranın ve yediğiniz etli ekmeğin de tadına doyamayacaksınız...
ÇEKME HELVASI
Tatlı olarak ise çekme helvası meşhur. Başoğlu yöredeki en iyi çekme helvayı satan pastane. O da çarşı içinde yer alıyor. Pastanenin sahipleri helvanın yapımını şöyle anlatıyor. Un

yağ ve un kavruluyor miyane kıvamına gelene kadar. Daha sonra tepsiye diziliyor. Yuvarlak halka haline getiriliyor. 4 kişi karşılıklı olarak 20 dakika kadar çekmeye başlıyor. Tel tel haline geldiği zaman da satışa ve yenmeye hazır hale geliyor.
GÜVEÇ
Arkasından da Türkiye'de hemen herkesin öğlen ya da akşam yemeğinde yediği güveç geliyor. Evet güveç... Büyük şehirlerde ancak öğlen ya da akşam yemeklerinde yenen güveç

iyi güveç almak için sabahın beşinde lokantalara gidiyor. Olur da yolunuz İnebolu'ya düşerse çarşı içinde bulunan İtimat Lokantası'na bir sabah erkenden uğrayın deriz...
Bir de kelle paça yemeği de İnebolu'da meşhur... O da sabahları yeniyor...
İNEBOLU EL İŞLERİ
İnebolu'nun eski çarşafları

sofra bezleri meşhur. El tezgahlarında dokunan peştamal ve bezleri de alınacaklar arasında. Kastamonu yöresinde kadınlar el tezgahlarında yün fanila dokur ve onu satarlar. Bu tür ürünleri bulabileceğiniz yerlerin başında Kısmet tuhafiye geliyor. Çarşıya girdiğinizde kime sorsanız size yardımcı olurlar. Kastamonu tarzı el dokumalı mutfak perdeleri ve bağ işi diye nitelendirilen dokulamalar var. Ayrıca Kastamonu işi çarşafları da bulabilirsiniz.
İNEBOLU PAZARLARI
İnebolu'nun pazarları ise gerçekten yöresel. Çoğunlukla köylüler satış yapıyor. Satıcıların da çoğu kadın. Bir çoğu kendi bahçesinde

güne erken başlamanız gerekiyor.
TARİHÇE
İnebolu M.Ö. 8.yy'da ve Karadeniz'in Miletliler tarafından kolanizasyonu sırasında koloni olarak kurulmuştur. İnebolu'nun eski adı

"Abuna Teikos" dur. Bu da eski dönemlerde buraya hükümdarlık yapan Abuno isimli yöneticinin kalesi anlamına gelir. Bu kişinin adı internette girildiğinde ilginç bir efsane çıkıyor. Efsaneye göre Aleksandros adında bir kâhin tanrılığını ilan etmiş. Ve daha sonra da Romalılar tarafından cezalandırılmış. Ve buna bakarak İnebolu antik çağlarda da önemli bir rol oynamış.
İnebolu denilince hemen hepimizin aklına

15 biner sandık yumurtanın buradan Fransa Marsilya'ya gönderildiğini görünce önemi ortaya çıkıyor.
İNEBOLU EVLERİ
İnebolu'da evler taraçalaşmış şekilde akarsu vadisine inen bölgede

kiler odaları bulunur. Bunun üstüne yapılan yerlerde de halkın yaşayacağı yerler bulunur. Alttaki ev İnebolu'nun en eski evlerinden biridir.
Evin bulunduğu yere arkanızı dönerseniz

karşıda görülen tepe Abeş tepesidir...
Eski dönemde burada tiyatro olduğu sanılıyor. Ama bölgede arkeolojik kazı yapılmadığı için hiç bir şey bilinmiyor. Buradaki evler genellikle sülalelerin isimleri ile anılır. İnebolu evleri 3. derece tarihi eser kapsamında. Ve bir çok evde yaşayanlar var. Evler yıktırılmıyor ancak restore edilebiliyor.
Dantele şeklinde işlenmiş saçakları olan ev

1911 yapımı. İnebolu'nun dokusunu yansıtan evlerden biri. İnebolu'nun bir başka özelliği de hemen her yerde çeşmelerin bulunması.
1894 yıllığında burası

"akarsuları bol olan yer" olarak da geçiyor
EVLERİN ÇATILARI DENİZ TAŞI...
İnebolu evlerinin çatılarına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bunu bir başka yerde görmek mümkün değil. Çatılar taştan yapılmış. Bunun birkaç nedeni var. Taşlar alelade taşlar değil. Özel olarak denizden çıkarılan taşlardır. Kalınlıklarının belli bir seviyede olması gerekir. Bunlar ısı yapıtımı sağlar. Çok ilkel gibi gözükebilir. Ama çok iyi ısı yalıttığını söyleyebiliriz. İkinci nedeni İnebolu'da çok sert esen poyraz rüzgarları Marsilya kiremitlerini uçurduğu için halk doğal yolla böyle bir çözüm bulmuş.. Gerçekten taştan yapılan çatılan görülmeye değer. Hemen hepsi doğal incelikle olan taşlar evlere bir başka güzellik veriyor. İnebolu'da eski evlerin çoğu hala bu taş çatılarla idare ediyor.
GELİŞ TEPESİ
İnebolu'nun en yüksek ikinci tepesidir. Ama çok önemli arkeolojik kalıntılar bulundu burada. Çok küçük çapta bulunan eserler

diğerlerinin onda birinden bile daha az. Genellikle şu anda bulunanlar geç Bizans ve Osmanlı dönemine ait. Fakat daha derine kazılsa Roma ve İon dönemine ait buluntular bulunacaktır. Atatürk de Geliş tepesinden İnebolu'yu görmüş.
Buraya gelenlerin İnebolu hakkında bir fikir sahibi olmaları için

ziyaret edebilecekleri yerlerin başında geliyor. Ancak buraya çıkmak biraz zor. Çünkü yolu bozuk. 1897 yılında Rumlar Geliş tepesine bir kilise yapıyorlar ve burası Pontos hareketinin başlangıcı oluyor.
Bir iddiaya göre

"Bu kiliseyi temelinden yıkın. Zira fesat yuvasıdır" şeklinde konuşuyor. Ve o kilise temelinden yıkılıyor. Şu an sadece bir temelleri olduğu söyleniyor.
İNEBOLU'NUN KURTULUŞ SAVAŞINDAKİ ETKİNLİĞİ
İnönü ve Sakarya savaşları sırasında

cephaneliklere doğru taşınırmış. Fazla gelen silahlar da yöredeki 7'den 70'e herkes tarafından sırtta taşınıyormuş. Böylece denizden gelecek olan bombalamaya karşı da koruma sağlanmış oluyormuş.
İnebolu 3 kez bombalanmış kurtuluş savaşında. Maddi hasar meydana gelmiş. Çok fazla ölüm olayı yok. Atışların çoğu isabetsiz kalmış. Halk arasında şöyle bir rivayet de var. En önemli bombalamalardan biri Kurban Bayramı sabahı olmuştur. İnsanlar namaz kılarken bomba hemen cami yanına düşmüş. Ama patlamamış şans eseri olarak. Onu dine yoranlar olmuş

hatta "Allah'ın kudreti sayesinde patlamadı" denilmektedir.